Archive for 'MOBİL DÜNYA'

Bugün elimizden düşürmediğimiz cep telefonları 7′den 70′e tüm dünyada yaygın bir şekilde kullanılıyor. Cep telefonun mucidi olan Dr. Martin Cooper da geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada şaşırtıcı bir itirafta bulunmuş ve yaşarken geliştirdiği bu icadın bu kadar yaygınlaşacağını tahmin edemediğini dile getirmişti.

Şüphesiz bugün kamerası, Bluetooth’u, WiFi’ı ve diğer üstün teknolojileri kullanan cep telefonları, pratikte iki kişinin farklı noktalarda görüşebilmeleri için tasarlanmıştı. Ancak bugün gelinen noktada iletişimde adeta çığır atlandığı su götürmez bir gerçek. Peki ama cep telefonu bu noktaya nasıl geldi? İlk geliştirilen cep telefonunun özellikleri nasıldı? Bugünkü teknolojilerle donatılan üstün cep telefonları bu hale gelmek için hangi aşamalardan geçti?

Bu makalemizde cep telefonunun akıl almaz serüvenini masaya yatırıyoruz.

Walkie Talkie’den Handie Talkie’ye…

Cep telefonları birçok icatta olduğu gibi “gereksinim” duyulduğu için geliştirilen bir üründü. Mobil iletişimin sağlandığı ilk aygıtlar ise bugün için pek de adını duymadığımız Walkie-Talkie cihazlarıydı. 1900′lü yılların başında mobil düzeyde iletişim, bu araçlarla sağlanabiliyordu.

1930′lu yıllarda bilinen ilk ismiyle iki yönlü radyo sistemi ABD’de ortaya çıktı. 1940 yılına gelindiğinde ise Motorola’nın atası Galvin Manufacturing Company, kablolu iletişimi sağlayan çift yönlü mobil radyo sistemini devreye sokmuştu. SCR-300 adını taşıyan Walkie Talkie isimli bu cihazları geliştirilen isimler ise sırayla Marion Bond, Henryk Magnuski, Lloyd Morris, Dan Noble, Bill Vogel ve Raymond Yoder idi.

Geliştirilen bu Walkie Talkie’lerin ağırlığı 18 kilogramı buluyordu. Kapsama alanı ise (bugün için son derece gülünç bir mesafe olsa da) 4 kilometre civarındaydı. Daha sonra Motorola, SCR-536 model yeni Walkie Talkie’siyle (daha doğrusu Handie Talkie) görücüye çıktı. Bu yeni model cihazların geliştirilmesinin bir numaralı amacı ise o yıllar devam etmekte olan İkinci Dünya Harbi’nde bu teknolojinin ABD ordusunda gereksinim duyulmasıydı. Motorola’nın sadece bu savaş boyunca 100 bin adet Handie Talkie cihazı sattığı bilinir.

Dünyanın ilk cep telefonu New York caddelerinde…

Ancak cep telefonunun asıl mimarı elbette Motorola’nın o yıllardaki başkan yardımcılığı görevini yürüten Dr. Martin Cooper oldu. 3 Nisan 1973 yılında eline aldığı ilk mobil telefonuyla New York caddelerinde yürüyen Cooper, rakibi olan AT&T Bell Labs’ı arayarak görüşme yapmıştı. “Ben caddede yürüyerek telefonla görüşürken, insanlar hayretle beni izliyorlardı” diyen Cooper, 73′lü yıllarda henüz telsiz telefonların dahi bulunmadığına dikkat çekmiş, ancak kullandığı cep telefonuyla çeşitli noktaları ayarak görüşme yapabildiğini ifade etmişti.

DynaTAC isimli cep telefonunun üzerinde çalışmalarını yoğunlaştıran Cooper’ın başında olduğu grup, bu telefonları tüketiciye göre hazırlayabilmek için 10 yıl süresince 100 milyon dolar harcamada bulundu.

6 Mart 1983′te Motorola nispeten daha ufak bir yapıda olan DynaTAC 8000X model telefonuyla ortaya çıktı. 3.5 inç’lik ahizesiyle dikkat çeken telefon, üzerinde 21 adet buton barındırıyordu. Bunların arasında ise “Recall” (Tekrar arama), “Clear” (Temizle), “Send” (Gönder), “Store” (Depola), “Function” (Fonksiyon), “End” (Sonlandır), “Power” (Güç), “Lock” (Kilitle) ve “Volume” (Ses seviyesi) butonları başı çekiyordu.

Ayrıca LED bir ekranı olan DynaTAC 8000X’te 9 karaktere kadar kelime sığabiliyordu. 30 dakikalık görüşme yapılabilmesine olanak tanıyan telefonun stand by süresi ise 8 saati geçmiyordu. Telefonun fiyatına gelince… Bugün için en son teknolojinin kullanıldığı akıllı telefonlardan bile pahalı olan DynaTAC 8000X, 3 bin 995 dolardan kullanıcılara satılıyordu.

Ve Nokia doğuyor

ABD’den çok uzaklarda, bir İskandinav ülkesinde ise yeni bir dev doğuyordu. Nokia, 1980′li yılların başında mobil radyo üreticisi Salora Oy’u satın alarak bünyesine kattı. Daha sonra yavaş yavaş telekominikasyona daha da ısınan Nokia, ilk portatif telefonunu çok geçmeden kullanıcılarına sunmasını bildi. Mobira Talkman ismini taşıyan ve birkaç saat boyunca konuşma yapılabilmesini sağlayan telefonun ağırlığı ise 5 kilogramı buluyordu.

Bu andan itibaren ürün yelpazesini hızla genişletmeye başlayan Nokia, 3 yıl sonra Mobira Cityman 900 model telefonuyla görücüye çıktı. NMT network’üne bağlı ilk mobil telefon olma özelliğini de taşıyan telefona Gorba adı verildi.

Daha sonraki yıllar Motorola, MicroTAC isimli yeni telefonuyla kullanıcılarını selamladı. 9 inç ebatlarında olan ve nispeten diğer telefonlara göre hafif yapısıyla dikkat çeken telefon, ABD pazarını da salladı. Yıllar geçtikçe pazar payını artıran Motorola, ABD’de 3 milyon aboneye ulaşarak büyük bir başarıya imza attı.

İlk GSM görüşmesini bir Başbakan yaptı

1982 yılında DynaTAC serisi telefonlarının üretimini durduran Motorola’yı bir yana bırakacak olursak, European Conference of Postal and Telecommunications Administration’s Electronic Communications Committee, sesli arama ve veri iletişiminde ikinci jenerasyona geçmeye hazırlanıyordu. Ardından ilk Groupe Special Mobile ağı Radiolinja ve Ericsson önderliğinde 1991 yılında devreye sokuldu.

1 Temmuz 1992 tarihinde Finli Başbakan Harri Holkeri, dünyanın ilk GSM görüşmesini bir Nokia cep telefonuyla yaptı. 10 Kasım 1992 yılına gelindiğinde ise şirket Nokia 1011 model telefonuyla görücüye çıktı. Telefon, 90 dakikalık görüşme süresi ve metin mesaj gönderimini de mümkün kılıyordu.

GSM’in hızla yaygınlaşmaya başladığı o yıllarda Avrupa’dan sonra Asya da 1995 yılında GSM’i kullanmaya başladı.

Rekabet kızışıyor

Cep telefonları artık temelde aynı işlevi yerine getiriyor ve kullanıcıların saatlerce görüşme yapabilmesini sağlıyordu. Ancak zaman geçtikçe rakiplerin sayısı da artmaya başladı. ABD’de Motorola rüzgarı eserken, Avrupa’da ise Nokia kasırgası çoktan patlamıştı bile. Uzak Doğu ülkesi Japonya’dan Samsung’u da aynı paralelde değerlendirmek mümkün.

Rakiplerin artmasıyla birlikte ise üreticiler, tüketicilere ulaşmak için farklı çözümler aramaya başladı. Pratikte telefon görüşmesi yapılabilmesi dışında telefonların bir diğer dikkat çekici yönü, tasarımıydı. Nokia da bu anlamda 3210 model telefonuyla kullanıcılara sunuldu. Nispeten ucuz fiyatıyla dikkat çeken 3210′un kullanıcılarla buluşması 1999 yılına tekabül ediyordu. Farklı renk alaşımlarından oluşan telefon, bu sayede gençlere hitap ediyor ve renkli görüntüsüyle rakiplerinin arasından sıyrılmayı başarıyordu.

Avrupa’da bunlar olurken Japonya da boş durmuyordu. Bu Uzak Doğu ülkesinde faaliyet gösteren Sharp, J-SH04 isimli telefonuyla ortaya çıkmıştı. Renkli ekranıyla öne çıkan telefon, bu anlamda sektörü de hareketlendirmişti; zira renkli ekrana sahip ilk telefon olma özelliğini bu telefon sayesinde Sharp elinde bulunduruyordu. Daha sonra Siemens, 4 renkli ekrana sahip S10 model telefonuyla Sharp’ı izledi.

Kamera, renkli ekran ve Bluetooth artık telefonlarda aranan özelliklerdi. Ancak o yılar bu özellikleri bir araya getiren telefonların sayısı son derece azdı. Sony Ericsson ise, T610 model telefonuyla kullanıcıların kalbine girmeyi başarmıştı. Dünyanın ilk Bluetooth teknolojisine sahip cep telefonu olarak da bilinen T610, Sony Ericsson’ı rakiplerine göre bir adım öteye taşımıştı. Oyunlar, melodiler ve basit düzeyde navigasyon özelliğiyle T610, şüphesiz kullanıcılar için o yıllar çok şey ifade ediyordu.

Akıllı telefonlar boy gösteriyor

Telefonların gelişmiş özelliklerle donatılmasıyla birlikte yıldan yıla PDA’lar ile aralarındaki uçurum da kapanmaya başladı. 1994 yılına döndüğümüzde, IBM’in tüketicilere sunduğu cihaz, PDA işlevini telefonlara kazandırıyordu. Ancak Simon dokunmatik ekranı, üretim hatası nedeniyle ciddi sıkıntılara yol açmıştı.

2002 yılında kullanıcılar smartphone olarak da bilinen akıllı telefonlarla karşılaşmaya başladı. Sony Ericsson, bu anlamda ilk dokunmatik ekranlı telefonu olan P800′ü ile kullanıcılarını selamladı. Yazılım geliştiricileri için üçüncü parti uygulamaların geliştirip bu telefonlara uyarlanmasını da mümkün kılan P800′den sonra Research In Motion (RIM), 5810 model telefonuyla bu akımı devam ettirmesini bildi. GSM desteğinin yanında daha büyük bir ekrana sahip olan 5810, buna rağmen hala monokrom bir ekranı kullanıyordu.

Daha sonra e-mail fonksiyonunu destekleyen, QWERTY klavyeye sahip cihazlar sektörde boy göstermeye başladı. Cep telefonlarıyla PDA’lerin bu şekilde bir arada olması, uzun vadede kullanıcıların işine yaradı ve bugün bu beraberliğin meyvesini kullanıcılar yemeye devam ediyor.

3G ortaya çıkıyor

İnternet erişimi CDMA2000 ağlarında ortalama 150 kbit/s idi (2G altında ortalama 56 ila 114 kbit/s). 2.5G network’leriyle birlikte ise cep telefonu web tarayıcıları da yeni bir boyuta taşındı. Artık daha yoğun metinler ekrana yansıtılabiliyor ve yüksek hızda internet erişimi mümkün oluyordu.

2001 yılının sonlarına gelindiğinde Japonya merkezli servis sağlayıcı NTT DoCoMo şirketi, CDMA-tabanlı ilk 3G network’ü devreye soktu. Ardından Güney Kore’deki FOMA (Freedom of Mobile Multimedia Access)isimli şirket de bu Japon devini takip etti. ABD’de ise 3G ilk olarak Manhattan’da kullanıldı ve internet hızı 2.4 m/bit seviyelerine kadar çıkabiliyordu.

Yine bu yıllarda Japon devi NTT DoCoMo, i-mode’u geliştirerek e-mail, web erişimi, finansal servisler ve çok daha fazla bilgiye tek tuşla ulaşılabilme imkanını kullanıcılarına sunuyordu. Her ne kadar i-mode büyük bir devrim olarak da nitelendirilse, Apple ile başlayan yeni “i” devrimi i-mode’u bile unutturacaktı.

Apple bombayı iPhone ile patlatıyor

9 Ocak 2007 yılına gelindiğinde Apple, üç büyük gücü tek cihazda toplayarak kullanıcıların karşısına geçti. Apple’ın patronu Steve Jobs, eline “iPhone”u alarak yeni bir akımı başlattı. iPhone, cep telefonu olmasının dışında hem geniş hem de dokunmatık ekranlı bir iPod’u ve interneti bir araya getiriyordu. iPhone’un sektöre girmesiyle birlikte artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

3.5 inç’lik ekranıyla dikkat çeken iPhone, yumuşak bir klavye takımına sahipti. 599 dolarlık fiyatla satışa sunulan ilk iPhone’un 3G modelinin gelmesi ise sadece 1 yıl sürdü. Daha sonraki aylar Samsung, Nokia ve LG gibi dünya devlerinden de benzer telefonlar gelmeye başladı.

2008 yılında ise Tayvanlı üretici High Tech Computer Corporation (HTC), ise Google’ın Android işletim sistemini kullanan ilk telefonuyla bir anda tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. HTC Dream (diğer adıyla T-Mobile G1) olarak da bilinen telefon, web tarayıcı, Gmail, Google Claendar, Google Maps ve Google Talk gibi uygulamalarla birlikte sunuluyordu.

Android’in gelmesiyle birlikte Apple cephesi de artık daha temkinli hareket etmeye başladı. Her ne kadar Apple, uygulama mağazası App Store üzerinden kendi işletim sistemi için milyonlarca uygulama satsa da, uygulama geliştiricileri açık kaynak uygulaması Android’i de hiçbir zaman görmezden gelmedi. Daha sonra iPhone 3G ve 3G S modelleriyle milyonlarca kişiye ulaşan Apple, geçtiğimiz haftalarda da yoğun eleştiri alan iPhone 4′üyle yeniden kullanıcılarını kucakladı.

3G’den sonra sırada ne var

iPhone 4 ile satışa çıktığı 3 günde 1.7 milyon satarak kendi rekorunu kıran Apple, bir önceki iPhone serisindeki başarıyı ise yakalayamadı. Zira özellikle basit hatalar nedeniyle kullanıcıları canından bezdiren iPhone 4, sinyal çekememe sorunu yüzünden binlerce habere konu oldu, şirketler iPhone 4′lerin toplatılması için kampanyalar başlattı.

3G ile özdeşleşen iPhone’u bir yana bırakacak olursak, 3G teknolojisi her ne kadar ülkemizde henüz oldukça yeni olsa da, gelişmiş ülkeler 4G internet için yolun sonuna yaklaşıyor. LTE network’lerinin 12 ay içinde devreye girmesine kesin gözüyle bakılırken, AT&T ve Verizon’un bu sürede çalışmalarına hız verdiği biliniyor.

Tags: ,

Microsoft ve Apple arasındaki çekişme, Apple’ın iPad’i piyasaya çıkartmasıyla beraber daha da alevlendi. Apple’dan daha uzun süredir tablet PC piyasasında olan Microsoft, iPad’in satışlarından pek de memnun görünmüyor.

Bir analistçinin Microsoft CEO’su Steve Ballmer’a, iPad’in 80 günde 3 milyon satması hakkındaki görüşlerini sorması üzerine Ballmer, soruyu pek beğenmedi ve memnuniyetsizliğini dile getirdi.

Satış rakamlarına bakıldığında Microsoft’un iPad’den rahatsız olmasının nedeni aslında belli oluyor. Microsoft, 2008′de 1.32 milyon ve 2010′da 1.25 milyon tablet PC satmayı başarmıştı.

Microsoft’un önümüzdeki aylarda daha güçlü bir tablet PC ile iPad’e ciddi bir rakip olarak ortaya çıkması bekleniyor.

Tags: ,

ABD’deki birçok porno şirketi, verdikleri ilanlarla iPhone 4’te bulunan “FaceTime” uygulaması aracılığıyla seks sohbetleri yapacak çalışanlar arıyor.
Bir porno firmasında çalışan Quentin Boyer, Associated Press ajansına yaptığı açıklamada, “Bilgisayara bağlı webcam teknolojisi artık eskidi. Cep telefonları genelde hem kişiye özel oluyor, hem de rahat taşınabiliyor” dedi. Boyer, “Şimdiye kadar sadece müşteriler performansçıyı görebiliyordu. Ancak gelen talepler iki tarafın da birbirini görebilmesi yönündeydi. FaceTime bunu sağlıyor” dedi.
Fakat sistemin önünde sorunlar da yok değil. Uzmanlar, telefonların gizlenebilmesi ve rahat hareket ettirilebilmesi sayesinde, küçük yaştaki çocukların da pornografiye ve istismarcılara açık hale gelebileceğini belirtiyor.

Tags: , , , ,

İngiltere’nin en yeni ve en büyük telefon şirketi artık, T-Mobile ve Orange’ın birleşerek oluşturduğu “Everything Everywhere.” Yeni telekom devinin rong>713 mağazası, 16.500 çalışanı ve 30 milyonu aşkın müşterisi olacak.

Bu dev ortaklığın internetteki alan ismi ise İngiliz IT danışmanı Ted Kelly’nindi. Kelly’nin başına piyango vurduğunu düşünüyorsanız yanılıyor olabilirsiniz çünkü IT danışmanı alan adının satıldığı fiyatı açıklamıyor. Kelly, bu dev ortaklığın haberini ve adını duyunca şok olduğunu söylüyor. Görünen o ki alan adı, niyetinin ne olduğunu çok iyi saklayan, yeni ortaklığın bir temsilcisi tarafından düşük bir fiyata temin edilmiş.

Alan adının satılması, Sedo açık arttırma evinde özel görüşmeler sonucunda sağlandı.

Tags: , ,

pple, iPad’e olan yoğun ilgiyle uğraşadururken, bir yandan iPhone OS 4.0 tanıtımını yapmaya devam ediyorken, diğer yandan da yeni jenerasyon iPhone 4G ile ilgili çalışmalarına devam ediyor.
iClarified isimli bir sitede yayınlanan fotoğrafların gerçek olduğu kadar, sahte olduğu ile ilgili de iddialar mevcut. Görsellerde yeni iPhone 4G olduğu iddia edilen telefonun, daha keskin tasarımlara ait olduğunu ve daha ince olduğunu görebilirsiniz.

Tags: , , ,

Nokia 5230

5230 görünüm açısından 5800 XpressMusic modeli ile neredeyse aynı. Her ikisi de 111 x 52 x 15 milimetrelik boyutlara sahip ve benzerlikler ekran için de geçerli: 5230′da 3,2 inçlik büyük bir dokunmatik ekran mevcut.

Fakat Nokia X6′da bulunan kapasitans (Kapasitif) metodlu dokunmatik ekranların aksine her parmağın rahatça kullanımına imkan vermeyen dirençli (Rezistif) dokunmatik ekranlar kullanılmış. Bu yüzden yanında dokunmatik kalemiyle birlikte geliyor. Testimizde dokunmatik ekranla başa çıkmakta ve simge ve harfleri tutturmakta zorluk yaşamadık. Kontrast ve parlaklık ise AMOLED ekranlı telefonlar kadar olmasa da yeterince iyi.

Tags: , , , ,

Nokia X9

Nokia’nın X9 modeline ait oldu iddia edilen bu görüntüler hangi şekilde nete sızdı bilemiyoruz ama asıl önemli olan gördüklerimizin oldukça heyecan verici bir modele ait görüntüler olması.

Görünüşe göre Symbian^4 işletim sistemine sahip olan telefon, 1GHz Cortex A8 işlemciye sahip. 12 MP’lık kamerası ve 3.7 inçli AMOLED ekranı da oldukça iddialı görünüyor. 32 GB veri depolama imkanı ve HDMI çıkışına da sahip olan X9 ayrıca Wi-Fi, aGPS ve HSPDA bağlantı özelliklerine de sahip.

Nokia X9 Foto Galerisi

Tags: , , , ,

Koreli üretici Samsung, Apple’in sıkça eleştirilmesine eleştirilen ama bir o kadar da satış yapan iPad’ine rakip üretmeye hazırlanıyor.

Samsung’un Tablet’i, 2010 yılının son aylarında piyasaya çıkacak. Sızan bilgilere göre; PC’lere yakın güçte ve bir Tablet’in taşıması gereken tüm yetenekleri taşır bir cihaz olacak diye duyum var.

samsungipad

Bilim adamlarının geliştirmekte olduğu bir algoritmayla artık insan sesi şifre olarak günlük hayatın her alanında rahatlıkla kullanılabilecek.

North Carolina State Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Robert Rodman, yaptığı açıklamada, bugüne kadar parmak izi ve retina taraması gibi ileri güvenlik önlemleri arasında yer alan sesin, geliştirilen yeni algoritmayla çok daha hızlı olarak hayatın içinde yer alacağını bildirdi.

cep_telefonu
Ses akustiğinin, kişilerin ses tonlarına göre değişiklik gösterdiğine işaret eden Rodman,geliştirdikleri projenin, ses tanımlama algoritmasının, güvenlikten feda etmeden işlemi hızlandırdığını kaydetti.

Günümüzde sese ait akustik profillerin, kişinin önceden belirlenmiş bir kelimeyi tekrar etmesine dayandığını ve bilginin işlenmesi için oldukça zaman harcandığını anımsatan Rodman, “Tepki süresinin, hata oranını artırmadan hızlanması gerekiyor” dedi. Rodman ve arkadaşları bu sorunu çözmek için kimlik doğrulama prosesini modifiye ettiler ve hız kazandırdılar.

“Proje tamamlandığında, günlük hayatta PIN kodu gereken her yerde ses kullanılabilecek” diyen Rodman, yakın bir gelecekte teknolojinin ticari olarak pazara sürülebileceğini ve başta cep telefonları olmak üzere PIN gereken her türlü elektronik cihazda kullanılabileceğini vurguladı.

Rodman, kimlik hırsızlığını önleme ve bilgi korumayı da içeren bu teknolojinin potansiyel kullanıcıları arasında hükümetler, finans kuruluşları, sağlık ve telekomünikasyon endüstrisinin bulunduğuna da işaret etti.

Tags: , , , ,

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), ara bağlantı ücret tarifesindeki indirimlerin son kullanıcı ücretlerine yansıması durumunda 1 Nisan 2010′dan itibaren geçerli olmak üzere mobil-mobil azami tarife düzeyinde yüzde 38, sabit-mobil arama ücret seviyesinde yüzde 21 düzeyinde bir düşüş olabileceğini bildirdi. Milliyet”in haberine göre, BTK’dan dün yapılan yazılı açıklamada, 1 Nisan 2010′dan itibaren uygulanacak “Arabağlantı Ücret Tarifeleri” hakkında basına yanlış bilgi yansıdığı, bu tarifelerin hiçbir şekilde geriye dönük olarak belirlenmediği ve geçerliliğinin başlangıç tarihinin her zaman ileri bir tarih olarak tespit edildiği kaydedildi. Açıklamada, ücretlerin maliyet esaslı belirlenmesinin tüketicilerin korunması için önem arz ettiği vurgulanarak, şöyle denildi: “Türk Telekom’un alan dışı ücretleri yüzde 17, ortalama sabit arabağlantı ücretleri yaklaşık yüzde 10 düşmüştür. Sabit Telefon Hizmetleri işletmecilerinin arabağlantı ücretleri değiştirilmeden 3,20 Kr/dk olarak kalmıştır. Mobil arabağlantı ücretleri ise ortalama yüzde 52 oranında düşmüştür.

telekom
Arabağlantı ücretleri 2009′da yaklaşık yüzde 30 düşmesine rağmen, şebekeler arası trafiğin artmasına bağlı olarak arabağlantı trafiği de hızlı bir şekilde artmıştır.

Mevcut ücretler
Mevcut durum itibariyle mobilden sabit hatlara ve mobilden mobile azami ücret seviyesi 0,65 TL/dk (KDV ve ÖİV dahil), uygulanan en yüksek sabit hatlardan mobile doğru arama ücretleri de 0,47 TL/dk’dır. Arabağlantı ücretlerinin düşürülmesine paralel olarak son kullanıcı ücretlerinin rekabetçi bir seviyeye gelmesini teminen ilgili pazar verileri ışığında, kurumun görev ve yetkileri kapsamında, son kullanıcı ücretlerinin üst sınırlarının belirlenmesi gerektiği düşünülmüş ve 1 Nisan 2010′den itibaren geçerli olmak üzere ücretler güncellenmiştir.

Yeni ücretler
Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi kapsamında, mobilden sabit hatlara ve mobilden mobile azami ücret seviyesi 0,40 TL/dk (KDV ve ÖİV dahil) olarak değiştirilmiştir.

Türk Telekom tarafından abonelerine uygulanmakta olan sabit hatlardan mobil yönüne doğru aramalara ilişkin olarak, 0,37 TL/dk (KDV ve ÖİV dahil) azami ücret (üst sınır) seviyesi olarak belirlenmiştir. Azami fiyat düzenlemeleri ile; 1 Nisan 2010′den itibaren geçerli olmak üzere halihazırda uygulanmakta olan mobil-mobil azami tarife düzeyi dikkate alındığında yüzde 38, mevcut en yüksek sabit-mobil arama ücret seviyesi dikkate alındığında ise yüzde 21 düzeyinde bir düşüş gerçekleşecek olup, söz konusu düşüşlerin son kullanıcı ücretlerine yansıması neticesinde hizmet çeşitliliği ve rekabet seviyesinde olumlu gelişmeler olacak ve nihai olarak tüketiciler bundan faydalanacaktır.”

Tags: , ,
Back to top
Yatırım Borsa